adıma çingene, sevalimin deyimiyle çingen demekle çingenelere ettiğim haksızlığın farkındayım bi de ayrıca. bu kadar gamlı, kasavetli üstelik ömrü azapta çingene hiç görmedim şahsen. dişleri eksik de olsa güler benim çingenelerim, bulduğunu bulduğu gün yer, mahallelerinden davul, zurna, zil sesi eksik olmaz ne zaman geçsem. neyse. uzun mevzu o kısım.
1 gün gezmenin 40 gün mihneti vardır derdi rahmetli babaanneciğim. benimkine gezmek denmez ama uzaktan öyle duruyordur belki. 2 gün yurtdışı müşteri ziyareti, üstüne bir gün firma dışı eğitim zaten allak bullak olan programımı iyiye boktan boya etti. siniri stresi nerelere atsam, nerelere akıtsam bilemediğim bir uzuuuuuuunn bitmez tükenmez zaman dilimindeyim.
Üstüne bi de dün merdivenin köşesine basıp yağmur sularının içine yüzükoyun kapaklanmam vardı ki...başkasını öyle görsem çok gülerdim vallaha. düşene bi tekme de ben vurmuyorum prensip olarak ama refleks olarak gülüyorum hem de ne gülmek, yerlere yatarım. ama kendime gülemedim. hatta ağlamaklı oldum. utanmasam böhüüüüüüü. ne acınası laaann.
gene de bi düşen görsem güler miyim. gülerim. refleks dedim ya:))))
camdaki gülümseme.
-
son zamanlarda herkesi hırpalıyor ve kırıyorum. en yakınımdakiler bile
bundan nasibini alıyorlar. huysuz bir adam olup çıktım. herhangi bir neden
aramıy...
10 saat önce

3 diyeceği olan:
geçmiş olsun.
kendine iyi bak.
hiiiiiii....,
iyi misin canım,bir şeyin yok değil mi? kaygılandım bak şimdi bir haber ver lütfen....
ama düşene ben de çok gülerim,hatta geçenlerde okuldan dönüşte oğlum önüne baka baka yürüyordu dikkat et dememe kalmadan telefon kulübesine çarptı ve çarpmanın şiddettinden sırt üstü yere düştü,onu yerden kaldırırken kendimi tutamadım ve güldüm,o da bana küstü,ama ben gülmeye devam edip eve kadar güldüm,çünkü çok komikti.sarsılan kulübe de ahize yerinden düştü,gülmeyeyim de ne yapayım :))
evde H. ye anlattım o da güldü ve oğlum bana çok kızdı,sonra gönlünü aldık allahtan...
dediğin gibi refleks...
bi akşam iş dönüşü, saat belki 10 civarı, acıbadem burger king de gecenin körüne kadar açık, kuzuşu evden alıp oraya gittim. kapılar fotoselli, sürgülü iki yana kayan cinsten. bi tane oğlan çocuğu görünümlü amip koşarak geldi, tabi onun hızına ve rakımına yetişemeyen fotosel kapıyı açamadı. çotanaaaaakkkkkh! diye bi ses, amipin kapıya garfield gibi yapıştığını, kısa bi an kaldığını, sonra da aynen sırtüstü yere yapışmasını izledim. anasına babasına sinir oldum, kıçınızdan çıkana niye mukayet olmuyosunuz lan, hem bu saatte bunun yatakta olması lazım siz bi de fastfoodcuya getirmişiniz, hay ben sizin!.. diye... bi de yarım saat ağlayıp kafamızı zikti ki... amaaaan, hiç sevmiyorum ben bu gudikleri ya!
sen de bi daha önüne iyi bak kız, suratının üstüne yapışılacak zaman mı?
Yorum Gönder